Anlatmayı bırak, sormaya başla…
0 yorumlar
Anlatmayı bırak, sormaya başla…
“En iyi antrenörler neden digerlerinden daha az konuşur?”
Wayne Goldsmith şöyle diyor: Eskiden antrenörler çok konuşurdu.
Ne yapılması gerektiğini,
Nasıl yapılması gerektiğini,
Kaç kez yapılması gerektiğini,
Neden yapılması gerektiğini saatlerce anlatırlardı.
Ama artık spor dünyası da değişti, Sporcular da değişti.
Bugünün sporcuları artık “sahnedeki bilgeyi” değil,
“sahnenin kenarındaki rehberi” istiyor.
Onlar, Kendilerine sürekli emir veren bir otorite değil, Onlarla birlikte düşünen, birlikte öğrenen bir koç arıyor.
Çünkü bağırılan bilgi geçicidir, keşfedilen bilgi ise kalıcıdır.İşte tam bu noktada sorular, koçluğun en güçlü araçlarından biri haline geliyor.
Neden mi?
Çünkü bir sporcuya cevap verdiğinizde, düşünmeyi siz yaparsınız ama bir sporcuya soru sorduğunuzda, o durur, düşünür, dener, yanılır veya problemi kendisi çözer.
Ve işte asıl kırılma noktası burada başlar…
Sporcu problemi çözdüğünde, çözümün sahibi de artık kendisi olur.
Bu sadece teknik bir kazanım değildir. Bu, özgüven, sorumluluk ve öz farkındalık inşasıdır.
Çünkü, bu onların sporu,
Onların oyunu,
Onların gelişimi,
Sporcular, öğrenme süreçlerine ne kadar sahip çıkarlarsa, öğrenmeleri o kadar hızlanır,gelişimleri o kadar derinleşir.
İyi koçlar cevap verenler değildir, doğru anda doğru soruyu sorabilenlerdir.
Örneğin…
“Burada başka ne yapabilirdin?”
“Bu denemeden ne öğrendin?”
“Bir sonraki hamlede neyi farklı yaparsın?”
“Bu hatayı tekrar yaşamamak için neye ihtiyacın var?”
Bu sorular teknikten çok daha fazlasını öğretir.
Düşünmeyi, karar almayı, oyunu okumayı öğretir.
Ve… belki de en önemlisi şudur “Sporcu artık antrenör yokken de gelişmeye devam eder. Çünkü cevapları ezberlemez, düşünmeyi öğrenmiştir.”
Şimdi durup kendimize sormamız gereken soru şu…
Sporcularınızı gerçekten düşündüren, onlara sorduğunuz en yaygın soru nedir?
Belki de koçluğun geleceği, daha çok konuşmakta değil, daha doğru soruları, doğru zamanda ve doğru yerde sormakta yatıyor.
Ahmet Ak