Merhametten Maraz Doğar mı?

Merhametten Maraz Doğar mı?

İnsanoğlu öyle garip bir mahlûk ki, her zaman nankör olan hep “öteki”dir. Yanlışı yapan başkalarıdır, bizse daima haklıyızdır.
Oysa unuttuğumuz bir şey var: Başkalarına göre de “biz”, o başkalarıyız. Onlar bizi eleştirdiğinde hemen mağdur rolüne bürünüyor, kendimizi masumlaştırıyoruz.
Kendimizi aklamakta ustalaşırken, başkalarının gözünden nasıl göründüğümüzü çoğu zaman insafsızca yargılıyoruz.
Her şeyi kendi penceremizden, kendi çerçevemizle değerlendiriyor; yaptığımız her eylemin haklı ve doğru olduğuna inanıyoruz.

Peki, empati yapabiliyor muyuz gerçekten?
Kendi doğrularımızla karşımızdakinin doğrularını akıl süzgecinde yoğurmayı başarabiliyor muyuz?
Kendi yanlışlarımızı fark edip öz eleştiri yapma kültürünü kabullenebiliyor muyuz?
Ne yazık ki, çoğu zaman mümkün görünmüyor.

Üstelik bazen karşımızdakine empati kurarken kendimize haksızlık ediyoruz.
Kendi doğrularımızı, karşı tarafı memnun etmek uğruna esnetiyor; bu uğurda içsel dengesizliğe düşüyoruz.
Bu da aslında fikir ve düşüncelerimizin bilinçten değil, onay arayışından beslendiğini gösteriyor.

İyi bakmak, iyi düşünmek, iyiliği paylaşmak ve iyilikte ısrar etmek…
Bütün bunlar, bir noktada kötülüğün de size cephe almasına neden olur.
O zaman iki yol vardır:
Ya iyiliğin tuğlalarını sabırla örerek mücadele edeceksiniz,
ya da kötülüğün ördüğü duvarların sizi kuşatmasına sessiz kalacaksınız.

Ve son olarak;
Ne kadar doğru bir söz:
“Bazı insanlar sizi kontrol edemediklerinde, başkalarının size olan bakış açısını değiştirmeye çalışırlar.
Sizin kötü biri olduğunuzu bağırırlar ki, kendi kötülükleri duyulmasın.”

Ali Can

Yorum Gönder