Elit Sporcu Yetişme Süresi ve Erken Uzmanlaşmanın Sakıncaları
Kaynak: LTAD uzmanı, Prof.dr. Joe Eisenmann yaklaşımından ilhamla…
Spor bilimcilerin büyük çoğunluğuna göre, uluslararası düzeyde madalya kazanabilecek bir sporcunun yetişmesi için ortalama 8 ila 10 yıllık sistemli bir gelişim süreci gereklidir.
Bu yaklaşım uzun yıllar boyunca Anders Ericsson tarafından ortaya konan “10.000 saat kuralı” ile açıklanmıştır. Ancak güncel bilimsel veriler bu modeli daha esnek ve daha gerçekçi bir çerçeveye taşımaktadır.
“Saat değil, antrenmanın kalitesidir belirleyici olan”
Bugün artık biliyoruz ki; Elit sporcuların toplam gelişim süresi yaklaşık 6.000 ila 12.000 saat arasında değişmektedir.
Ama asıl belirleyici olan süre değil, içeriktir.
Antrenmanın kalitesi,
Doğru geri bildirim mekanizması,
Nitelikli antrenörlük yaklaşımı,
Psikolojik ve sosyal destek sistemi.
Dolayısıyla mesele “4 saat antrenman yapmak” değil,
“etkili 2 saat antrenman yapabilmektir.”
10 yıllık gelişim süreci neye karşılık gelir?
Basit bir model üzerinden hesaplandığında;
1 yıl = 52 hafta
Haftada 2 gün dinlenme, yılda 104 gün, Özel gunler, sakatlıklar ve zorunlu kesintiler olarak ortalama buna 30 gun eklendiginde 10 yılda, 1.340 gün dinlenme eder.
Toplamda geriye kalan yaklaşık 2.220 aktif antrenman günü üzerinden düşünürsek;
Elit seviyeye ulaşmak için
sporcunun günlük ortalama 3 ila 4 saat planlı ve doğru antrenman yapması gerekir. Ancak, bu yük yaşa, gelişim evresine ve biyolojik olgunluğa göre kademeli artırılmalıdır.
Modern yaklaşım ne diyor…
Günümüzde en çok kabul gören modellerden biri,
Long-Term Athlete Development (LTAD) yaklaşımıdır.
Bu modele göre performansın yolu;
6 ila12 yaş: Temel hareket becerileri,
12 ila15 yaş: Çoklu spor deneyimi,
15 ila 18 yaş: Branşa yönelme (spesifikleşme),
18+ yaş: Yüksek performans ve uzmanlaşma.
Bu model’de Spora erken başlamak avantaj olurken,
erken uzmanlaşmak ise oldukça risklidir.
Spor dünyasında uzun yıllar, spora başlama yaşı ile erken uzmanlaşma yaşı birbirine karıştırılmıştır. Bu konuda bilim dünyası ikiye ayrılsa da, erken uzmanlaşmayı savunanların önemli bir kısmı bile artık riskleri kabul etmektedir.
Güncel araştırmalar “erken uzmanlaşma” ile ilişkilendirilen sonuçları açık biçimde göstermektedir.
Bunlar;
%60’a varan sakatlık artışı
Tükenmişlik (burnout)
Spordan erken kopuş
Erken performans zirvesi ve hızlı düşüş
Özellikle, 12 yaş altı tek branşa yoğunlaşma, artık çoğu spor bilimsel modelde önerilmemektedir.
Konuya birde Olimpiyat gerçeğinden bakacak olursak, Sporcular daha geç zirve yapıyor.Son dört Olimpiyat verisi bu değişimi net biçimde ortaya koymaktadır.
Olimpiyata katılan erkek sporcuların ortalama yaş skalası…
2012 Londra: 27.0 yaş
2016 Rio: 27.2 yaş
2020 Tokyo: 27.3 yaş
2024 Paris: 27.4 yaş.
Kadınlarda da 2012 Londra olimpiyatlarında ortalama yaş 25.9 iken, 2016 Rio’da ortalama yaş 26.3’e 2024 Paris’te 26.7’ye yükselmiştir.
Bu tablo uzman sporcuların yaş’ları konusunfa bir gerçeği daha ortaya koymsktadir.
Sporcular daha geç zirveye ulaşıyor,
Sporculuk kariyerleri daha uzun sürüyor.
Bu değişimin nedenleri…
1) Spor biliminin gelişmesi, yük yönetimi,
toparlanma protokolleri,
veri analitiği,
2) Kariyer yönetimi yaklaşımı, Sporcu artık tüketilen değil, yönetilen bir değerdir.
3) Çoklu spor geçmişi,
çocuklukta çeşitlilik ve ileri yaşta daha yüksek performans kapasitesi.
Modern spor bilimi; Erken uzmanlaşma riskli olduğunu büyük çoğunlukla kabul ederjen,
pratikte hala, erken seçim, erken eleme,erken başarı baskısıninfa devam ettigini söylüyor.
Bugünün spor dünyasında gerçek olan konu ise, Elit sporcu erken yetişmez, doğru sistem içinde, doğru zamanda ortaya çıkar.
Ve… artık belirleyici olan, Başarıyı süre değil, sistemin kalitesi belirliyor.
&&&
Kıymetli dostlar,
Bu bilgilerin ülkemizde neden yeterince tartışılmadığına ya da neden gündem oluşturmadığına takılmayın. Tartışılıyor olsa bile çoğu zaman yabancı kaynaklara dayandırıldığını görürüz. Oysa, Türk sporun da akademik unvanlara sahip yüzlerce profesör, doçent ve araştırmacı bulunmaktadır. Buna rağmen, spor biliminin derinlemesine ve sürekli bir şekilde tartışıldığına pek sık şahit olmayız.
Elbette ki, bu konuları ele alan, unvanlarının hakkını veren degerli hocalarımız da yok değildir. Ancak genel tabloya baktıgımızda, spor biliminin ülke gündeminde hak ettiği yeri bulduğunu söylemek oldukça güçtür.
Öte yandan, sporda gelişmiş ülkelerdeki bilim insanları bu ve benzeri konuları uzun süredir gündemde tutmakta, tartışmakta, araştırmakta ve sürekli olarak yeni çalışmalar yayımlamaktadır. Ben de bu kaynaklardan edindiğim bilgileri zaman zaman sizlerle paylaşmaya gayret ediyorum.
Burada ki temel amacım, bir bilginin doğru ya da yanlış olduğunu kesin çizgilerle belirlemek değil, aksine, birlikte düşünebileceğimiz bir zihinsel çerçeve, bir düşünce metaforu geliştirmektir.
” Kalın Sağlıcakl
Ahmet Ak