Bu spor değil, tahsilat düzeni! Ahmet Ak
“Federasyonların vatandaştan topladığı paranın sonu da yok, sınırı da yok”
Uzun zamandır söylüyoruz ve bugün bir kez daha altını kalın kalın çiziyoruz. “Türkiye’de spora erişim artık fiilen parayla.”
Bir asırdır “spor tabana yayılsın” diye konuşan, raporlar yazan, nutuklar atan Türk sporu, bugün çocuğun spor yapabilmesini açıkça ödeme gücüne bağlamış durumdadır.
Federasyonlar adeta yeni bir oyun keşfetti “Katılım parası.”
Eğer tek tek federasyonların vatandaştan, sporcudan, hakemden, kulüplerden ve antrenörden topladığı paraları alt alta yazsak,bir A4 kağıdı yetmez.
Sadece örnek olsun diye bazılarını yazalım…
Vize parası
Lisans parası
Kurs parası
Seminer katılım bedeli
Organizasyonlara katılım ücreti
Sınav parası
Belge parası
Diploma parası
Kuşak / seviye parası
Malzeme parası
Sizin bizatihi gosterdiginiz otellerde kalma parası,
“Diğer” isimler altındaki sayısız tahsilat…
Yani sadece gelir kalemlerinin adını değiştiriyorsunuz ama özü aynı.”Spora giriş ücreti.”
Bugün Türkiye’de asgari ücret 28.075 TL.
Bir aile bu parayla
Kirasını mı ödesin,
Çocuğunu mu okutsun,
Evini mi geçindirsin,
Temel ihtiyaçlarını mı karşılasın, Yoksa çocuğunun spor yapabilmesi için federasyonlara para mı yetiştirsin?
Bu soru görmezden gelinerek spor yönetilemez.
Bu gerçek yok sayılarak “sporcu yetiştiriyoruz” denilemez.
Sayın federasyonlar,
Devlet size zaten bütçe veriyor. Hem de az uz değil.
Ama bu bütçeler,
Altyapıya gitmiyor,
Çocuklara gitmiyor,
Spora erişimi ucuzlatmaya gitmiyor.
Para yetmeyince çözüm ne oluyor?
Aileye yüklenmek.
Daha rahat yönetelim, daha konforlu yaşayalım, daha az hesap verelim diye faturayı sporcunun ve velinin önüne koyuyorsunuz. Bu bir yönetim zaafıdır. Bu bir kamu vicdanı sorunudur.
Asıl tehlike ne biliyormusunuz Federasyon gelir kalemlerinde ki “Diğer gelirler” maddesi
Açık konuşalım…
Sorunun kaynağı sadece uygulama değil, mevzuatın kendisi.
Federasyon mevzuatlarında yer alan “diğer gelirler” maddesi, sistemin en karanlık alanıdır. Her türlü keyfiliğe, her türlü tahsilata açık bir kapıdır.
Bu maddeye yaslanarak,
Zam üstüne zam yapılıyor,
Federasyonlar bu konuda adeta birbirleriyle yarışıyor, Sporcu değil, kasa düşünülüyor.
“Sayın Bakanlık yetkilileri, sorumluluk sizde”
Ve burada sorumluluk açıkça Bakanlığa düşmektedir.
Her yıl tekrarlanan bu zamlara karşı,Ne üst sınır koyuyorsunuz, Ne oran belirliyorsunuz, Ne enflasyona, ne asgari ücrete, ne de sosyal gerçekliğe bağlı bir düzenleme yapıyorsunuz.
Siz sınır koymayınca ne oluyor? Federasyonlar kafasına göre zam yapıyor. Spor pahalılaşıyor. Çocuklar sistem dışına itiliyor.
Elbette tüm federasyonlar aynı değil. Bu artışları sınırlı tutan, sosyal hassasiyet gösteren, sporcuyu önceleyen federasyonlar da var. Ama mesele tek tek iyi örnekler değil. Mesele yanlış sistem.Yanlış sistem, iyileri de sonunda tüketiyor.
“Spor lüks değil, haktır”
Spor, Anayasamızda olduğu gibi Birleşmiş Milletler mevzuatında da açıkça belirtildiği üzere lüks değil, bir haktır.
Spor, zengin çocuğunun ayrıcalığı, Parası olanın hobisi, Ödeyebilenin erişebildiği bir alan değildir. Spor bir kamu hizmetidir. Ve kamu hizmeti tahsilat mantığıyla yönetilemez.
Bu konuda çağrımız nettir…
Sayın Bakanlık yetkilileri,
Federasyonların gelir kalemlerine acilen üst sınır koyun. Madem bu zamlara göz yumuyorsunuz, en azından bu zamları her yıl devletin açıkladığı enflasyon oranı ile sınırlandırın.
Federasyonlar kıldan, tüyden para toplamasın.
Keyfi tahsilat düzenine son verin. Aileleri bu yükten kurtarın. Sporun geleceğini kurtarın.
Aksi halde bugün topladığınız her “katılım parası”, yarın Türk sporunun katılamadığı bir gelecek olarak karşınıza çıkacaktır.
” Kalın Sağlıcakla”