Spor Bakanlığında Hareketlenme…

Spor Bakanlığında Hareketlenme…

Spor Bakanlığında Hareketlenme…
“Her şeyin bir sonu var…”
Spor Bakanlığı koridorlarında son günlerde alısılmadık bir hareketlilik yaşanıyor. Yıllardır aynı koltuklarda oturan, degişime kapalı yapının bir parçası haline gelmiş bazı isimler, sessiz sedasız başka kurumlara geçmenin yollarını arıyor.
Bu durum, sıradan bir bürokratik yer değişikliğinden çok, yaklaşan bir fırtınanın habercisi gibi duruyor.
Bana göre bu telaşın temel sebebi, Bakanlığın üst yapısında ciddi bir değisim beklentisi var. Yani, bu kez rüzgar gerçekten farklı esecek gibi görünüyor. Uzun yıllardır görevde olup bu ülkenin sporuna, gençliğine ve geleceğine somut bir katkı sunamayanlar, artık yetersizliklerinin görünür hale geldiğinin farkındalar.
Bugüne kadar kurdukları konfor alanı, bu kez dip dalgalarla sarsılıyor.
Bu yüzden bir “kaçış planı” devrede. Kimi çoktan gitti, kimileri de sıraya girmiş bekliyor.
Zihinlerindeki düşünce,
“Unvan hala üzerimizdeyken, sistem değişmeden, beceriksizliğimiz ve çevirdiğimiz işler daha fazla ortaya çıkmadan başka kurumlara geçelim.”
Ama unutulan bir şey varki, Kimse yaşattığını yaşamadan bu dünyadan gitmedigi gibi o koltuklardan da gitmezler”
Asıl meseleleri, gerçek kaygıları nedir biliyormusunuz? Yıllarca bu ülkeye, bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin aydınlık yarinlarins hiçbir katma değer üretmeden o koltuklarda oturmuş olmanın sorumluluğundan kaçmak. Bir anlamda, “Bu düzenin sorumlusu ben değilim” diyerek sahneden çekilmek istiyorlar.
Ama açık konuşalım…
Başka kurumlarda da kimsenin bu zihniyete ihtiyacı yok.Çünkü, bunlar bugüne kadar kendi menfaatlerinin dışında hiçbir şeyi düşünmediler. Fırsat buldukları her yerde, haksız ve hukuksuz şekilde alan işgal ettiler. Asıl yapmaları gereken görevleri yapmayarak, diğer unvanların, etiketlerin peşinden koştular. Birinci işlerinin hakkını veremeden ikinci, ücuncu, beşinci unvanlara talip oldular.
Kendilerinden başka kimseye faydası dokunmayan Ünvanlari biriktirdikce biriktirdiler.
Oysa bilmelilerdi ki,
Devlet kurumları kimsenin şahsi mülkü değildir. Kamu görevleri, kişisel konfor alanı kurma yeri hiç değildir. Hiç kimse üretmeden, hesap vermeden yıllarca koltuk işgal ederek sistemin bir parçası olamaz.
Nitekim olamadılar da…
O koltuklardan indiklerinde toplumun onlara nasıl baktığını çok net görecekler. Dün etraflarında dolaşan kalabalıkların yerinde sessizlik olacak. Fotoğraf karelerine girmek için yarışanlar kaybolacak. O üstten, kibirli gülümsemeler artık karşılık bulmayacak.
Bugün, Türk sporunun içinde bulunduğu tablo işte bu anlayışın eseridir.
Elde ettiklerini iddia ettikleri başarıların, hatta bazı madalyaların bile ne kadar “gerçek” olduğu ayrı bir tartışma konusudur.
Oysa, bu ülkede potansiyel var,milyonlarca yetenekli genç var, işini hakkıyla yapan, sayıları az da olsa antrenörler var.
Gerçekten emek veren sporcular var. Vicdan sahibi yöneticiler, federasyon başkanları var.
Ama sorun,bu azınlık sistemin tamamını taşımaya çalışıyor. Geri kalanlar ise kendi yalan hikayelerini yazmakla meşgul.
Ve…. sonuç.
2024 Paris Olimpiyatlarında
40 yıl aradan sonra ilk kez altın madalya kazanamadık. Ve Türkiye, olimpiyat tarihinde görülmemiş bir şekilde gerilere düşerek 64. sırada yer aldı. Bu sonucu sporculara yazamazsınız.
Bu tablo doğrudan yönetim anlayışının eseridir.
2024 Paris olimpiyatlarında Türkiye; Pakistan, Dominika, Guatemala, Uganda, Şili, Tunus, Yunanistan, Bahreyn, Ekvador, Etiyopya, Tayland, Kenya, Endonezya, Cezayir ve İran v.s gibi ülkelerin gerisinde kaldı.
Üstelik bu ülkelerin çoğu, Türkiye’nin sahip olduğu tesisleşme, bütçe ve nitelikli insan kaynağına sahip değiller.
Yıllardır süregelen yanlış planlama, günü kurtarma anlayışı ve sistemsizlik
bizi buraya getirdi.
Ve… tekrar söylüyorum, bir yerlere gelebilmek için yemedikleri nane kalmayan bu insanları hepiniz çok iyi taniyorsunuz. Esasında herkes herşeyin farkında kim kimle ortak, kim kimle hangi ilişkiler içerisinde, kim hangi oluşumlarla içli dışlı. Bunların hepsi biliniyor. Yarın koltuk gidince kimsenin kimseye faydasının olmadığı hatta zararının dokunacagi bir döneme giriyoruz.
Rabbim ülkesi ve milleti için mücadele eden iyi insanları korusun, muhafaza etsin ve yüceltsin.
Son bir not…
Adaletin, şeffaflığın ve sürdürülebilirliğin esas alındığı, hakkın ve hukukun korunduğu, Ülkemizin başarılarınin ise tesadüflerle değil, sistemli bir şekilde katlanarak büyüdüğü bir spor teşkilatında buluşmak üzere…
” Kalın Sağlıcakla”
Ahmet Ak

Yorum Gönder