Prof. Dr. Metin Şahin Sosyal Medya Aracılığı ile Bir Duyuru Yaptı
Değerli ve Vefakâr Taekwondocu Arkadaşlarım,
Türk töresinde vefa, yalnızca hatırlamak değil; unutmamaktır.
İzmir’de düzenlenen Ümitler Batı Grubu Türkiye Taekwondo Şampiyonası’nda şahsıma göstermiş olduğunuz yakın ilgi, samimiyet ve dostluk için her birinize yürekten teşekkür ediyorum. Taekwondo ailemizin her ferdinin gönlümde ayrı ve kıymetli bir yeri olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim.
Geçtiğimiz ay da belirttiğim gibi, görevi devrettiğim günden bu yana nezaketin, saygının ve kurumsal sorumluluğun bir gereği olarak sessiz kalmayı ve yeni yönetime zaman tanımayı tercih ettim. Ancak kulüplerimizin, antrenörlerimizin, hakemlerimizin ve sporcularımızın yaşadığı sorunlar karşısında bundan böyle sessiz kalmayacağımı bir kez daha ifade etmek isterim.
Dün olduğu gibi bugün de tecrübem, bilgim ve birikimimle taekwondo camiamızın yanında olmaya devam edeceğim.
Yaklaşık iki yıl önce, “Taekwondo kazanacak” söylemiyle tek adaylı bir genel kurul sonucunda, herhangi bir seçim rekabeti yaşanmadan göreve gelen federasyon yönetimini; seçim öncesinde gerek sözlü olarak gerekse seçim kitapçığında ortaya koyduğu vaatlere güvenerek desteklediniz. Sporculuk kariyerindeki başarının yönetim anlayışına da aynı şekilde yansıyacağına inandınız.
Ancak geride kalan yaklaşık iki yıllık süreç, hepimize önemli tecrübeler kazandırdı. Sportif başarı ile yöneticilik başarısının aynı şey olmadığını; iyi bir yönetimin bilgi, birikim, güvenilirlik, adalet, liyakat ve liderlik gibi birçok unsuru bir arada gerektirdiğini gördük.
Bu süreçte yaşananları hep birlikte takip ettik ve tecrübe ettik.
Burada özellikle önemli gördüğüm bir hususu ifade etmek istiyorum:
Genel Kurul’da delegeler tarafından belirlenen spor kulübü kriterlerinin yine Genel Kurul iradesiyle değiştirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu çerçevede, federasyon yönetiminin söz konusu kriterlerde tek başına değişiklik yapma yetkisinin bulunmadığını; 2026 yılından itibaren grup müsabakalarında belirlenen kotaya sahip kulüplere delegelik hakkı verilmesine ilişkin uygulamanın Ana Statü açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Öte yandan, yaklaşık iki yıldır uluslararası hakemlerimizin karşı karşıya kaldığı sorunları, ayrımcılık iddialarını ve uygulanan sportif cezaları yakından takip ediyorum. Ulusal federasyonların, bağlı bulundukları uluslararası federasyonların kural ve düzenlemeleriyle uyum içerisinde hareket etmesi gerektiği düşüncesiyle, yürürlükteki Hakem Talimatı konusunda da gerekli değişiklik önerilerini gündeme getireceğiz.
Artık yaşananlardan ders çıkararak önümüze bakmalıyız.
Farklılıklarımız bir ayrışma nedeni değil; doğru yönetildiğinde camiamızın en büyük zenginliği ve gücüdür. Karar da bizimdir, sorumluluk da bizimdir, ortaya çıkacak başarı da hepimizin olacaktır.
Bugün ne ekersek, yarın onu biçeceğiz.
Bu nedenle bugün tartışma değil icraat, ayrılık değil birlik, kişisel hesaplar değil taekwondonun geleceğini düşünme günüdür.
Başarı hiçbir zaman tek bir kişinin eseri değildir. Başarı; sporcularıyla, antrenörleriyle, hakemleriyle, kulüpleriyle ve yöneticileriyle büyük bir takımın ortak emeğinin sonucudur.
Vereceğimiz her ortak karar, atacağımız her doğru adım yarının daha güçlü Türk taekwondosunun temelini oluşturacaktır.
Gelin; kırgınlıklarımızı, farklılıklarımızı ve geçmişte yaşananları bir kenara bırakarak tek yürek, tek hedef ve ortak bir gelecek için hep birlikte yürüyelim.
Birlikte karar verelim, birlikte çalışalım, birlikte başaralım.
İnanıyorum, başaracağız.
Saygılarımla.