Milli Takımlarda Antrenör Görevlendirme, Çalışma ve Davranış Standartları
0 yorumlar
Türk sporunda Milli takımlara antrenör görevlendirme süreci, mevzuatta açık ve net kurallarla tanımlanmış olmasına rağmen, uygulamada bu kuralların yeterince karşılık bulmadığına dair ciddi bir algı ve saha gerçeği bulunmaktadır.
Hedeflenen sportif başarı ile mevcut yönetim ve uygulama pratikleri arasındaki bu uyumsuzluk, sistemsel bir sorun haline gelmiştir.
Türkiye’de onlarca spor federasyonu bulunuyor. Bu federasyonların milli takımlarında, farklı yaş gruplarında görev yapan antrenör sayısının yaklaşık 2000 civarında olduğu tahmin ediliyor.
Peki, bu antrenörlerin büyük çoğunluğunun diploma kademeleri çalıştiklari yaş guruplarina uygun mu?
Ne yazık ki bu soruların cevapları kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Ancak, sahadan gelen gözlemler ve bilinen gerçekler, önemli bir soruna işaret etmektedir. “Bazı federasyonlar, bizzat kendilerinin yayımladığı kriterlere dahi uymamakta, mevzuatın çizdiği sınırlar çeşitli yollarla esnetilmekte ya da fiilen yok sayılmaktadır.”
Aslında mevzuat son derece açıktır. Antrenörlük kademeleri ve görev tanımları, ilgili yönetmeliğin 18. maddesinde detaylı biçimde tanımlanmıştır:
Spor Bakanlığı’nın antrenör eğitim mevzuatına göre antrenörlük sistemi kademelere ayrılmış olup, her kademenin görev, yetki ve sorumlulukları farklılık göstermektedir. Bu kapsamda antrenörlerin çalıştırabilecekleri yaş grupları ve görev alanları şu şekilde tanımlanmaktadır.
1. Kademe (yardımcı antrenör): Üst kademe antrenörlerin gözetim ve denetimi altında görev yapar. Bağımsız planlama ve uygulama yetkisi sınırlıdır.
2. Kademe (temel antrenör): Minikler ve yıldızlar kategorisindeki sporcularla çalışabilir. Temel düzeyde antrenman planlaması ve uygulaması yapar.
3. Kademe (kıdemli sntrenör): Tüm yaş kategorilerinde görev alabilir. Kulüp ve milli takım düzeyinde antrenman planlama ve uygulama yetkisine sahiptir.
4. Kademe (Başantrenör):
Orta ve uzun vadeli antrenman planlamasını yapar, performans analizlerini gerçekleştirir ve süreçleri günceller. Takım ve sistem yönetiminde aktif rol alır.
5. Kademe (teknik direktör): Tüm yapının koordinasyonundan sorumludur. Stratejik planlama, denetim ve organizasyonel yönetim görevlerini yürütür.
Bu tanımlar mevzuatta açıkken, uygulamada farklı bir tabloyla karşılaşılması düşündürücüdür.Mevzuat “olmaz” diyorsa, bunu “nasıl olur hale getiririz?” anlayışıyla aşmaya çalışmak, kurumsal ciddiyeti zedelemektedir.
&&&
Antrenörlerin çalışma usul ve esaslarına ilişkin yönetmelikte de bir başka sorun, Yönetmelik;
“Antrenörler, antrenörlük görevi dışında başka bir yerde tam zamanlı görevlendirilemez.” derken, Buna rağmen, birçok antrenörün kendi asli görevlerinin dışında farklı işlerde görevlendirildiği bilinmektedir. Bu durum yalnızca federasyonları değil, sistemin diğer paydaşlarını da ilgilendiren yapısal bir soruna işaret etmektedir.
Emin olun ki, kuralların olduğu ama uygulanmadığı bir yapı ne adalet üretir ne de sürdürülebilir başarı. Eğer, hedefimiz uluslararası başarıysa, bunun yolu öncelikle devletin mevzuatına bağlılıktan ve uygulamaları denetlemekten geçer.
&&&
Milli takım antrenörlerinin kılık, kıyafet ve davranışlarına ilişkin konu da, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir diğer önemli başlıktır. Milli takım bünyesinde görev yapan antrenörler, en az sporcular kadar ülkelerini temsil ettiklerinin bilinciyle hareket etmelidir. Bu temsil sorumluluğu yalnızca sportif başarıyla sınırlı olmayıp görünüm, tutum ve davranış biçimlerini de kapsamaktadır.
Antrenörlerin giyim tercihleri, kişisel bakımları ve saha kenarındaki davranışları, ülkenin kurumsal imajının bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Özellikle uluslararası müsabakalarda sergilenen duruş, sadece bireysel bir tavır değil, aynı zamanda ülkenin spor kültürünü yansıtan bir göstergedir.
Bununla birlikte, müsabaka esnasında hakem kararlarına yönelik itirazların zaman zaman usul sınırlarını aşabildiği gözlemlenmektedir. Bu tür davranışlar, hem sporun etik değerleriyle örtüşmemekte hem de genç sporcular için olumsuz örnek teşkil edebilmektedir.
Bu nedenle, antrenörlerin temsil sorumluluğunu güçlendirecek, saha içi ve saha dışı davranış standartlarını net biçimde tanımlayacak düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bakanlığın bu konuda rehber niteliğinde bir çerçeve oluşturması, hem kurumsal kimliğin korunması hem de spor ortamında saygınlığın artırılması açısından önemli bir adım olacaktır.
” Kalın Sağlıcakla”
Ahmet Ak